Bir düşün.
Hayatında hiç şu cümleyi kurdun mu:
“Beni seviyor… ama benimle seks yapmıyor.”
Bu kadar kısa bir cümle, bu kadar fazla patlama etkisi yaratabilir mi? Evet. Çünkü bu denklem, ilişki dünyasının en tuhaf, en sessiz ve en tehlikeli fay hatlarından biri.
Peki bu durum gerçekten neyin işareti?
Aşkın bitmesi mi?
İlginin azalması mı?
Yoksa… bambaşka bir duygusal kimya mı?
Hadi birlikte masaya yatıralım.
Şefkat mi, Şehvet mi? Duyguların Çarpışan İki Kıtası
Bazı ilişkilerde taraflar birbirini çok sever ama yatak odasında hayat adeta buz tutar.
Neden?
Çünkü sevginin iki tonu vardır:
“Şefkate kayan sevgi” ve “şehvete kayan sevgi.”
Şefkat güzeldir ama tehlikelidir.
Çünkü şefkat, “partner”i bir anda “korunacak çocuk” kategorisine sokabilir.
Ve şunu unutma:
“Birini ne kadar korursan, o kadar arzulayamazsın.”
Bir noktadan sonra ilişki romantik ortaklıktan çıkar, anne–çocuk ya da baba–çocuk formatına döner. Bu durumda seksin kaybolması şaşırtıcı değildir — biyoloji de psikoloji de buna izin vermez.
Peki bu sana tanıdık geldi mi?
Hiç “partnerim beni çok kolluyor ama ya hiç arzulamıyor?” diye düşündün mü?
Seks Yoksa Sağlam Bir Dostluk Var, E Peki Bu Yeter mi?
Dışarıdan baktığında her şey mükemmel görünebilir:
Birbirine saygılı iki insan.
Uyumlu.
Güler yüzlü.
Kavga yok, kaos yok.
Ama seks yok.
Ve sen şöyle bir iç ses duyuyorsun:
“Biz evli miyiz yoksa uzun süreli oda arkadaşları mıyız?”
İşin ilginç tarafı şu:
İlişkide seks olmadığında beden de ruh da alarm verir.
İnsan arzulanmadığını hissettiğinde değersizlik duygusu başlar; öfke birikir; zamanla bu öfke partnerine değil, kendine döner.
“Tutulmayan en güçlü kas: hayal kırıklığı.”
Peki sen son zamanlarda kendi bedenine kızdığını hiç fark ettin mi?
“Kusurluyum”, “yeterince çekici değilim”, “bir şey bende mi?” diye düşündüğün oldu mu?
Yetişkin İlişkisi Olmadan Yetişkin Seks Olmuyor
Bir ilişkide üç parça sürekli yarışır:
“Çocuk parça”, “ebeveyn parça”, “yetişkin parça.”
İki yetişkin bir araya geldiğinde arzu kendine alan bulur.
Ama biri ebeveynleşir, diğeri çocuksulaşırsa…
Geçmiş olsun. O ilişkide seks doğal olarak solar.
Bak şimdi kendine sor:
İlişkinde kim daha fazla “kontrol eden”, kim daha fazla “idare edilen”?
Kimi zaman “anne modunda”, kimi zaman “baba modunda” buluyor musun kendini?
Yoksa partnerin mi böyle?
“Aşk iki yetişkinin dansıdır; biri çocuk olursa ritim bozulur.”
İşaretler Sandığından Daha Erken Başlıyor
En başta sinyaller vardır ama biz romantizme dalıp onları görmeyiz.
Mesela:
• Sürekli ailesine bağlı bir partner
• İlk buluşmada bitmeyen anne–baba hikâyeleri
• Birey olamamış karakter yapısı
• Aşırı bağımlı ilişki örüntüleri
• Aile onayı olmadan adım atamayan davranışlar
Bunlar ileride eş–partner ilişkisinin “ebeveyn–çocuk” rolüne kayacağının minik ama güçlü alarm sesleridir.
Peki şimdi soruyorum:
İlk tanıştığınız günlere şöyle bir dönüp bakınca bu sinyaller var mıydı?
Peki Çözüm?
Bu blog “çözüm reçetesi” sunmuyor — çünkü her çiftin dinamiği farklı.
Ama bir başlangıç noktası sunuyor:
İlişkin artık sevgi dolu olabilir ama yetişkin değilse, şehvet kendine yer bulamaz.
Belki de ilk adım, aranızdaki duygusal rollerin nasıl kaydığını dürüstçe fark etmektir.
Rol değişmeden arzu geri gelmez.
“Aşk emek ister; arzu ise eşitlik.”
Son Söz:
Bu konu birçok çiftin yaşadığı ama yüksek sesle konuşmadığı bir mesele.
Yalnız değilsin.
Ve bu durum “sevgi yok” anlamına gelmez — sadece ilişkinin duygusal ayarları bozulmuş demektir.
Şimdi merak ediyorum:
Sence seksin kaybolmasının görünmez nedeni ne olabilir?
Sende hangi sinyaller çalıyor?
Böyle bir ilişkiyi yaşayan biri sence nereden başlamalı?
Konuşuldukça büyüyen değil, konuşuldukça çözülen konulardan biri bu.
Tekrar görüşmek üzere.